Kozmetik sektörünün insan neslinin giderek çirkinleşmesine etkisi

Esmer anne-babadan esmer çocuk doğar. Çoğunluğu esmerlerden oluşan bir toplumda bu oran değişmez.

Bu toplumda sarışın bir insan dikkat çeker. Çünkü ender bulunan bir özelliktir, bu genlerin kaybolmaması ve bir sonraki nesle aktarılması gerekliliği içgüdüsü ile daha çekici bir özellik olarak algılanır.

Aynı şekilde renkli gözler de korunur, çünkü daha çok talep edilirler. Çekinik genlere sahip bile olsa nesiller boyu bazı özellikler kaybolmazlar.

Ancak saçlarını boyatan bir kişi de dikkat çekmeyi başarır. Ancak, kendisi esmer ve saçları sarı bir kişinin çocuğu yine esmer olur. Genler saç boyası ile ilgilenmezler.

Hakiki sarışınlar, hakikaten mavi gözlüler; boyalı saçlar ve renkli lensler arasında sıradanlaşırlar ve daha çok seçilmelerinin önüne geçilir. Bu sebeple korunmak yerine kaybolmaya başlarlar.

Dünyadaki insanların %1’i yeşil gözlüdür. Ve doğal içgüdülerle hareket edildiğinde zaman içinde bu oran sabit kalır.

Ama pek çok yeşil renkli lens takanların olması onların seçilim oranını düşürür, ve yeşil gözlü gibi seçilen ama çocukları yeşil gözlü olmayan kişilerin artması ile gerçek yeşil gözlülerin sayısı giderek azalır.

Bu sebeplerle zaman içinde giderek farklı saç rengine sahip, renkli gözlü kişiler kaybolacak, hatta hiç doğmayacaktır. Bu özellikler insanlardan tamamen kaybolabilir. Lakin tek özellikler bunlar değildir.

Bugün estetik sektörü, kozmetik sektörü büyük oranda insan görünümüne etki etmiştir. Çok düzgün bir yüze sahip anne-babaların büyük burunlu çocukları doğmaktadır. Sebep, anne-babada bunun ”düzeltilmiş” olmasıdır.

Sonuçta nesil kozmetik ve estetik sektörünün etkisiyle giderek çirkinleşmektedir. Bu çirkinleşme hem biyolojik, hem de algılarımız aracılığıyla psikolojik olarak gerçekleşmektedir.

Çünkü o çocuğu çirkin bulma nedenimiz, herkesin burnunu ”düzeltmek” zorunda hissetmesidir. Ortalama içinde olmayan pek çok özellik ”düzeltilmek” ya da saklanmak zorunda hissedilmektedir.

Daniel Alves’in çocuğu yine de kepçe kulaklı doğacaktır

Oysa çirkinlik algısı tüm dünyayı görmeye başladığımız televizyon, sinema ve sosyal medyanın etkisi iledir. Dünyanın öbür ucundaki güzel yüzleri görmeden önce insanlar kendi halinde memnun idi. Bir yörede yüzlerce nesil kocaman burunlu insanlar doğduğu halde kimse bunun garip bir şey olduğunu düşünmüyordu.

”Gençlerin idolleri” yazıp arattığınızda, ortak güzellik algısına sahip olmaya çalışmış ve başarmış kişileri görüyorsunuz

Ama herkesin her güzel özelliği kendinde toplama ve bir yerde güzel olan bir özellik konusunda kendini eksik hissetmesi sonucu güzellik algısı değişti, hatta en ön plana çıkan konu oldu.

”Makyaj ve estetik olmasaydı sadece güzel olanlar tercih edilirdi, bu durum eşitlik sağlıyor, çirkin insanların kendisini kötü hissetmesinin önüne geçiliyor” gibi düşünebilirsiniz.

Ama, makyaj ve estetiğin etkisi çirkini güzel göstermesi değil; normal olanı çirkin göstermesidir. Makyaj ve estetiğe ihtiyacı olan kişilerin ”tamamı”, kendinde güzel olan ve binlerce nesil güzel kabul edilmiş hiçbir şeyi kendine yakıştıramaması, bulunduğu ortamın doğal gen haritasında bulunan özelliklerini dünyanın öbür ucundan buralara gelmiş güzellik algısı karşısında ezik hissetmesidir.

Psikolojik olarak toplumda tercih sebebi olmayı artıracağına duyulan inançlar sebebiyle insanlar fotoğraflarda daha güzel çıkmaya, eskiye göre çok daha fazla ilişkiler yaşanmasına başladı. Ama biyolojimiz bu ani psikolojik reaksiyonlara adapte olmadı, binlerce yıl da olmayacak.

İkisi aynı kişi. Karakteristik bir yüzü olan aktrist Renee Zellweger, ameliyat ile gözlerini ”düzelttirince”, sıradan bir yüze sahip oldu

Gen aktarımındaki bu değişliklikler sonucu anne-babasına benzerliği giderek azalan nesiller meydana geliyor. Çocuklar tüm toplumun beklentilerine sahip olmadığını gördüğünde depresyona giriyor. Neredeyse her genç kendini çirkin hissediyor. Oysa gençlik hayatın en güzel olunan dönemidir. Gençlerin bu duyguya kapılmalarının nedeni büyüklerdir, ve hiçbir teselli onlar kendini güzel hissettirmemekte; psikolojik olarak çözülemeyen sorun nedeniyle onlar da estetik ve makyaj kapanına girene kadar kendilerini kötü hissettmektedir.

Ancak bu kapan, hayat boyu kendine olan güvensizliğin başlangıcı kabul edilir. Bundan kurtuluş yoktur. Her yaşın bir güzelliği varken, bugün her yaştaki insanlar genç, güzel ve cinsel olarak tercih edilen biri gibi gözükmeye çalışmakta, sonuçta da bu beklenti asla gerçekleşmeyeceği için ömrünü sürekli güzel gözükmeye harcayarak perişan etmektedir.

 

Abdullah Reha Nazlı

Abdullah Reha Nazlı

Mühendis, girişimci, tasarımcı, yazar.